أسماء أولاد تركية ومعانيها

قائمة أسماء أولاد تركية ومعانيها بالعربية. هذه الأسماء مأخوذة من كلمات تركية حقيقية، ومعناها مأخوذ من قاموس اللغة التركية الرسمي (TDK). أما تصنيف الاسم للإناث أو الذكور فيستند إلى الاستخدام الشائع للاسم في تركيا (لا إلى القاموس)، وكثير من الأسماء التركية المستوحاة من الطبيعة تُستخدم للجنسين (مُشار إليها بوسم «للجنسين»).
| الاسم بالتركية | بالحروف العربية | المعنى بالعربية | المعنى بالتركية (TDK) |
|---|---|---|---|
| Alp | ألب | شجاع / بطل | Yiğit; Güçlü, yürekli olan (kimse); alp, celadetli, yağız, dilaver |
| Aslan | أصلان | أسد | Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, kısa, yuvarlak başlı, kısık boyunlu, yuvarlak kulaklı, kaslı, derin göğüslü, devetüyü, gri, koyu kahverengi veya sarımsı kırmızı renkli kürkü olan, yırtıcı, erkekleri yeleli, kuyruğunun ucu püsküllü, güçlü bir tür memeli; arslan |
| Ata | آتا | جَدّ / سلف | Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri; baba, dede, cet |
| Ateş | آتيش | نار | Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık; od, nâr |
| Barış | باريش | سلام | Barışmak işi |
| Bora | بورا | عاصفة | Genellikle arkasından yağmur getiren sert rüzgâr; boğanak |
| Bulutللجنسين | بولوت | سحابة | Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın |
| Canللجنسين | جان | روح / نفَس | İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık; can kuşu, ruh |
| Cesur | جسور | شجاع | Cesaretli; Güç veya tehlikeli bir işe girişirken içinde güven duygusu olan; cesur, cüretli, cüretkâr |
| Çınarللجنسين | تشينار | شجرة الدُّلب | İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus) |
| Demir | دمير | حديد | Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe) |
| Denizللجنسين | دنيز | بحر | Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi; bahir, derya |
| Doğaللجنسين | دوغا | طبيعة | Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi; tabiat, natür |
| Doruk | دوروك | القمة | Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri; zirve, şahika |
| Efe | إفه | فتى شجاع (زيبك غرب الأناضول) | Yiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi; zeybek |
| Güneşللجنسين | غونيش | شمس | Dünya'nın da dâhil olduğu sistemin merkezinde bulunan Güneş’in yaydığı ısı ve ışık; gün, şems |
| Irmakللجنسين | إرماك | نهر | Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu; nehir |
| Kartal | كارتال | عُقاب | Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri, yırtıcı bir tür kuş (Aquila) |
| Kaya | كايا | صخرة | Büyük ve sert taş kütlesi |
| Mert | مرت | شجاع / شهم | Yiğit; Güçlü, yürekli olan (kimse); alp, celadetli, yağız, dilaver |
| Ozan | أوزان | شاعر | Şiir söyleyen veya yazan kimse; ozan |
| Poyraz | بويراز | رياح شمالية شرقية | Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr; kuzey rüzgârı, şimal rüzgârı |
| Rüzgâr | روزغار | ريح | Havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti; yel, bad |
| Savaş | ساڤاش | حرب / كفاح | Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele; harp (I), cenk, cidal, kıtal |
| Suللجنسين | سو | ماء | Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde; ab |
| Tan | تان | الفجر | Güneş doğmadan önce ortalığın ağarmaya başladığı vakit; fecir |
| Toprakللجنسين | توبراك | تراب / أرض | Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü; kara yer, hâk, türap |
| Tunç | تونتش | برونز | Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı; bronz |
| Umutللجنسين | أوموت | أمل | Ummaktan doğan duygu; umu, ümit |
| Volkan | ڤولكان | بركان | Yanardağ; Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ; volkan |
| Yiğit | ييغيت | شجاع / فتى شجاع | Güçlü, yürekli olan (kimse); alp, celadetli, yağız, dilaver |
مصدر المعاني التركية: قاموس اللغة التركية الرسمي (TDK). المعنى العربي تقريبي. تصنيف الاسم للإناث أو الذكور مبنيّ على الاستخدام الشائع في تركيا، لا على القاموس.
أسماء تركية شائعة (بحسب الأصل)
هذه أسماء واسعة الانتشار في تركيا لكنها ليست كلمات معجمية في القاموس التركي، لذا يُذكر لها الأصل والمعنى بحسب الاشتقاق المعروف للاسم (ومعظمها ذو أصل عربي يعرفه القارئ العربي)، لا من قاموس TDK. الشيوع بحسب الاستخدام في تركيا.
| الاسم بالتركية | بالعربية | الأصل والمعنى |
|---|---|---|
| Yusuf | يوسف | من «يوسف»؛ اسم النبي يوسف؛ من أكثر أسماء الذكور شيوعًا في تركيا. (المصدر) |
| Ömer | عمر | من العربية «عمر»؛ يُنسب إلى العُمر والحياة؛ من الأسماء الشائعة جدًا في تركيا. (المصدر) |
| Ali | علي | من العربية «علي»؛ العالي الرفيع الشأن. |
| Mustafa | مصطفى | من العربية «مصطفى»؛ المختار المصطفى. |
| Mehmet | مِحمِت | الصيغة التركية من «محمد»؛ الصورة التركية لاسم محمد وتُستخدم للأشخاص، وهي من أكثر الأسماء شيوعًا في تركيا. |
| Ahmet | أحمد | من العربية «أحمد»؛ الأكثر حمدًا وثناءً. |
| Emir | أمير | من العربية «أمير»؛ الأمير، القائد؛ من الأسماء الحديثة الشائعة في تركيا. |
| Eymen | أيمن | من العربية «أيمن»؛ الميمون المبارك، ذو اليُمن. |
| Kerem | كرم | من العربية «كرم»؛ الكرم والجود والسخاء. |
| Berat | براءة | من العربية «براءة»؛ البراءة والصكّ بالعتق؛ ويُقترن بـ«ليلة البراءة» (قنديل البراءة). (المصدر) |
| Miraç | معراج | من العربية «معراج»؛ المِعراج؛ عروج النبي ﷺ إلى السماء. (المصدر) |
| Hamza | حمزة | من العربية «حمزة»؛ الأسد؛ القوي الشديد. (المصدر) |
| Enes | أنس | من العربية «أنس»؛ الأُنس والمؤانسة وطيب المعشر. (المصدر) |
| Furkan | فرقان | من العربية «فرقان»؛ ما يفرّق بين الحق والباطل؛ ومن أسماء القرآن الكريم. (المصدر) |
| Taha | طه | من العربية «طه»؛ من فواتح سورة طه؛ ويُقترن بأسماء النبي ﷺ. |
| Kaan | قاآن | من التركية/المغولية «قاآن/خاقان»؛ الحاكم الأعلى، خان الخانات، الإمبراطور. |
| Selim | سليم | من العربية «سليم»؛ السالم الخالي من العيوب والآفات. (المصدر) |
الأصل والمعنى بحسب الاشتقاق المعروف للأسماء (روابط «المصدر» إلى ويكيبيديا العربية حيث تتوفر)، وليس من قاموس TDK.