أسماء بنات تركية ومعانيها

قائمة أسماء بنات تركية ومعانيها بالعربية. هذه الأسماء مأخوذة من كلمات تركية حقيقية، ومعناها مأخوذ من قاموس اللغة التركية الرسمي (TDK). أما تصنيف الاسم للإناث أو الذكور فيستند إلى الاستخدام الشائع للاسم في تركيا (لا إلى القاموس)، وكثير من الأسماء التركية المستوحاة من الطبيعة تُستخدم للجنسين (مُشار إليها بوسم «للجنسين»).
| الاسم بالتركية | بالحروف العربية | المعنى بالعربية | المعنى بالتركية (TDK) |
|---|---|---|---|
| Ada | آدا | جزيرة | Deniz veya göl suları ile çevrili kara parçası; cezire |
| Bahar | بهار | الربيع | Ilkbahar; Kuzey yarım kürede 21 Mart-21 Haziran arası, güney yarım kürede 24 Eylül-21 Aralık tarihleri arsındaki zaman dilimi, kışla yaz arasındaki mevsim; bahar, erken bahar, evvel bahar, ilkyaz, nevbahar |
| Beste | بسته | لحن موسيقي | Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü |
| Bulutللجنسين | بولوت | سحابة | Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın |
| Buse | بوسه | قُبلة | Öpücük; Sevgi göstermek için dudaklarıyla başka birisinin elini yüzünü öpme; öpüş, buse |
| Canللجنسين | جان | روح / نفَس | İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık; can kuşu, ruh |
| Ceylan | جيلان | غزال | Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan; ahu, ceren, gazal (Gazella dorcas) |
| Çınarللجنسين | تشينار | شجرة الدُّلب | İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus) |
| Damla | داملا | قطرة | Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı; katre |
| Defne | دفنه | شجرة الغار | Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç; develik (II) (Laurus nobilis) |
| Denizللجنسين | دنيز | بحر | Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi; bahir, derya |
| Derya | دريا | بحر | Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi; bahir, derya |
| Doğaللجنسين | دوغا | طبيعة | Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi; tabiat, natür |
| Duru | دورو | صافٍ / رائق | Bulanıklığı olmayan; berrak |
| Ela | إيلا | بُنّي فاتح (لون العين) | Açık kestane rengi; ala |
| Ezgi | إزغي | لحن / نغمة | Belli kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi; ahenk, haz, nağme, melodi, şanson |
| Fidan | فيدان | شتلة / غرسة | Yeni yetişen ağaç veya ağaççık |
| Gül | غول | وردة | Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa) |
| Güneşللجنسين | غونيش | شمس | Dünya'nın da dâhil olduğu sistemin merkezinde bulunan Güneş’in yaydığı ısı ve ışık; gün, şems |
| Irmakللجنسين | إرماك | نهر | Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu; nehir |
| İpek | إيبك | حرير | İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel; harir |
| Lale | لاله | زهرة التوليب | Zambakgillerden, yaprakları uzun ve sivri, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir süs bitkisi (Tulipa gesneriana) |
| Melek | ملك | ملاك | Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan yaratıldığına inanılan manevi varlık; ferişte |
| Meltem | ملتم | نسيم | Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı; briz |
| Menekşe | منكشه | بنفسج | Menekşegillerden, bir veya çok yıllık otsu bir bitki (Viola tricolor) |
| Naz | ناز | دلال / غنج | Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış |
| Nehir | نهير | نهر | Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu; nehir |
| Nilüfer | نيلوفر | زهرة النيلوفر (اللوتس) | Nilüfergillerden, yaprakları yuvarlak ve geniş, çiçekleri beyaz, sarı, mavi, pembe renkte, durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi (Nymphea) |
| Nur | نور | نور / ضياء | Işık; Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; çerağ, ziya, nur, şavk |
| Papatya | باباتيا | أقحوان (بابونج) | Birleşikgillerden, 20-50 santimetre yüksekliğinde, baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı kömeçli, bir yıllık otsu bir bitki; yoğurt çiçeği (Matricaria chamomilla) |
| Pınar | بينار | نبع الماء | Yerden kaynayarak çıkan su; bulak, göze |
| Sevgi | سفغي | محبة / حب | İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu; muhabbet |
| Suللجنسين | سو | ماء | Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde; ab |
| Sümbül | سنبل | زهرة السنبل | Zambakgillerden, soğanla üretilen, keskin kokulu ve türlü renkli, çok yıllık bir süs bitkisi (Hyacinthus orientalis) |
| Toprakللجنسين | توبراك | تراب / أرض | Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü; kara yer, hâk, türap |
| Umutللجنسين | أوموت | أمل | Ummaktan doğan duygu; umu, ümit |
| Yağmur | ياغمور | مطر | Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı; yağar, yağış, baran, bereket, kay (I), rahmet |
| Yaprak | يابراك | ورقة شجر | Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler |
| Yasemin | ياسمين | ياسمين (زهرة) | Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık; Mısır yasemini (Jasminum) |
| Yıldız | يلدز | نجمة | Çekirdeğinde oluşan füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınım biçiminde yayan, ışıklı gök cisimlerinden her biri |
مصدر المعاني التركية: قاموس اللغة التركية الرسمي (TDK). المعنى العربي تقريبي. تصنيف الاسم للإناث أو الذكور مبنيّ على الاستخدام الشائع في تركيا، لا على القاموس.
أسماء تركية شائعة (بحسب الأصل)
هذه أسماء واسعة الانتشار في تركيا لكنها ليست كلمات معجمية في القاموس التركي، لذا يُذكر لها الأصل والمعنى بحسب الاشتقاق المعروف للاسم (ومعظمها ذو أصل عربي يعرفه القارئ العربي)، لا من قاموس TDK. الشيوع بحسب الاستخدام في تركيا.
| الاسم بالتركية | بالعربية | الأصل والمعنى |
|---|---|---|
| Elif | إليف | من الحرف العربي «ألف»؛ يُنسب إلى حرف الألف ويرمز إلى النحافة والاستقامة؛ من أكثر أسماء البنات شيوعًا في تركيا. |
| Zeynep | زينب | من العربية «زينب»؛ اسمٌ يُنسب إلى شجرة زكية الرائحة؛ من أكثر أسماء الإناث شيوعًا في تركيا. (المصدر) |
| Ayşe | عائشة | من العربية «عائشة»؛ الحيّة، ذات العيش الطيّب؛ الصيغة التركية من عائشة. (المصدر) |
| Fatma | فاطمة | من العربية «فاطمة»؛ الصيغة التركية الشائعة لاسم فاطمة. (المصدر) |
| Zehra | زهراء | من العربية «الزهراء»؛ المشرقة المتلألئة. |
| Meryem | مريم | من «مريم»؛ الصيغة التركية لاسم مريم؛ شائع في تركيا. |
| Esma | أسماء | من العربية «أسماء»؛ جمع «اسم»، ويُنسب أيضًا إلى العلوّ والسموّ. |
| Asel | أسيل | من العربية «عسل»؛ العسل؛ اسمٌ حديث الانتشار للإناث في تركيا. |
| Ravza | روضة | من العربية «روضة»؛ الروضة، البستان الغنّاء. |
| Hümeyra | حميراء | من العربية «حميراء»؛ تصغيرٌ على معنى ذات الوجه الوردي؛ وصفٌ عُرفت به السيدة عائشة. (المصدر) |
| Sena | سناء / ثناء | من العربية «سناء» أو «ثناء»؛ الرفعة والضياء (سناء)، أو المدح والثناء (ثناء). (المصدر) |
| Rana | رنا | من العربية «رنا»؛ المنظر الجميل الذي يُديم الناظر النظر إليه. (المصدر) |
| Nisa | نساء | من العربية «نساء»؛ النساء؛ ويُنسب إلى سورة النساء. (المصدر) |
| Betül | بتول | من العربية «بتول»؛ الطاهرة العابدة المنقطعة للعبادة؛ وصفٌ لمريم وفاطمة. (المصدر) |
| Feyza | فيضاء | من العربية «فيض/فيضاء»؛ الوفرة والفيض والعطاء الغزير. |
| İkra | اقرأ | من العربية «اقرأ»؛ «اقرأ»؛ أول كلمة نزلت من القرآن الكريم. |
| Sema | سماء | من العربية «سماء»؛ السماء. (المصدر) |
الأصل والمعنى بحسب الاشتقاق المعروف للأسماء (روابط «المصدر» إلى ويكيبيديا العربية حيث تتوفر)، وليس من قاموس TDK.